Cumhuriyetimizin 100.yılını Gece Doğa Yürüyüşü ile Kutladık

Eskişehir Doğa Aktiviteleri Grubu 40 kişilik katılımla Gece Doğa Yürüyüşü etkinliği ile Cumhuriyetin 100.yılını Dev Türk Bayrağı oluşturarak.Şehir manzarası eşliğinde kutladı.10km’lik parkurda yer yer zorlanan katılımcılar.Zirvede çay ve kahve içerek yorgunluklarını attılar.

Eskişehir’de gece yürüyüşlerini başlatan ekip Esdag bu tarz farklı yaklaşımlarla halkın spor yapmasına ve doğayı keşfetmesine yönelik projelerine devam ediyor.Hem spor yapıp hem doğayı tanıtmak ve sağlıklı bir Eskişehir için yürümeye doğayla içine olmaya devam.Her perşembe ve hafta sonu etkinliklerimizi sosyal medya ve WhatsApp grubumuzdan takip edebilirsiniz. @esdagtrekking (Instagram)

Parkurlarımız

2003 yılından beri hem bisikletle hemde doğa yürüyüşlerimiz ile Türkiye’nin dörtbir yanında parkurlar keşfettik hatta Avrupa turumuzda Alp Dağlarının neredeyse tamamına yakınını gezdik ve buralarıda parkur zenginliklerimize ekledik.

Parkur demek bir çizgi doğrultusunda gitmek demekmidir.Bizim için hayır genelde doğaçlama rotalarımız var ve etkinlik öncesi gidilecek yere keşif yapıp sonra katılımcılarımızı götürmekteyiz.

https://flic.kr/p/PTuWjF

Eskişehir her mevsime hakim yapısıyla birçok zengin doğal güzelliği barındırmakta ancak çoğu Eskişehir’li bunu bilmemektedir.Bizler Eskişehir ve çevresinde yer alan parkurları sizlere aktarıyoruz.

Bu güzelliklerin çoğuna bir grup gitmedi ve keşfedilmedi bu tarz saklı kalmış güzellikleri bizlerle keşfedebilirsiniz.

https://flic.kr/p/2cxKn4y

Bisiklet rotalarımız halka açık ve profesyonel olmak üzere ikiye ayrılır.Dağ Bisikleti ve Yol Bisikleti olarakta ayırmaktayız.Zorluk derecelerini katılımcıya aktarıyoruz.

https://flic.kr/p/RvN7Pw

Doğa Yürüyüşü rotalarımız hemen hemen tüm Eskişehir’i avucumuzun içi gibi bilmekteyiz ve yüzlerce parkurumuz bulunmakta.

https://flic.kr/p/2dz9nQG

Tüm bu parkurları sitemizde paylaşmak yerine bir kitapta toplama çalışmalarımız devam etmektedir.Yılların emeği internet ortamında heba olmaması için bu tarz bir karar aldık umarız yakın zamanda sizlerle paylaşırız.

Aile Ortamında Bisiklet Turu

Eskişehir Bisiklet Topluluğu ESBIKE ile kendinizi hiç tanımadığınız insanlar arasında dahi aile ortamında bulursunuz. En gencinden en ihtiyarına herkes birbirine saygılıdır. Yeni dostluklar edinirsiniz. Yolda herkes birbirini bekler ve birbirine yardım eder.

PB112260

Esbike’ın bir diğer özelliği de Tur rehberlerinin alanında uzman Yurtdışında bisiklet üzerine eğitim almış Yüseksekokul mezunu Milli Sporcu ve Milli Takım Antrenörlerinden oluşması İlk Yardım ve gerekli eğitim belgelerine sahip olması , Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı olarak çalışmalarını Valilik izni ile denetim altında sürdürmesidir. Grubumuza giren herkes kayıt altındadır kimle nerde nasıl pedalladığınız bizim için önemlidir. Özelliklede çocuklarınızın onlarca grup içinde kiminle nereye hangi şartlarda gittiğini bilmiyorsunuz bu güvence günümüzde çok önemli. Profesyonel kaliteli niteliklerde amatör ruhla halkımıza yönelik faaliyetlerimiz devam etmektedir. Ailenizle arkadaşlarınızla yada tek başınıza gelin bu güzel atmosferde bisikleti tekrar keşfedin.

DSC_0075

Yaz aylarında Esbike hem bisikletlerinizin bakımını yapıyor hemde sizleri doğa ile başbaşa turlarla güzel bir hafta sonu geçirmenizi sağlıyor bizde bisiklet adına herşey var diyebiliriz.

SAM_1133

Her Türlü acil durum için Esbike Takım aracımız ve motorize ekiplerimiz bizlerle, daha ne olsun size pedallamak doğayı seyretmekten başka bir görev düşmüyor. Esbike ile kaliteli aktivitelere davetlisiniz.

Etkinliklerimizi Sosyal Medya’dan (Eskişehir Bisiklet Topluluğu) ve İnstagram #esdagesbike ve web sitemizden takip edebilirsiniz. Detaylı bilgi için Whatsapp hattımız 0506 423 11 70

25.07.2006 Esbike Akdeniz Turu

25.07.2006 Akdeniz Turu


Bir yıl öncesinden hesaplarını yapmaya başladığımız tur tarihi zamanla yaklaşıyordu. Hazırlıklarımızı yapmamız ve tur rotamızı çıkarmamız lazımdı. Bisikletlerimize en ufak civatasına varıncaya kadar bakım yaptık her türlü yedek malzemelerimizi yanımıza aldık.Konaklama için çadır ve malzemeleri mutfak için ocak,çanak çömlek ne varsa aldık.

En önemli olarak giysilerimizi her türlü hava şartını göz önüne alarak hazırladık.Artık tura hazırdık.Başta yükleri herkes kendi bisikletine yükleyecekti fakat daha sonra karar değişti ve bize motor ile babam eşlik etmeye karar verdi bütün yükleri motora aktardık.24.07.2006 günü 23:00pm yola çıktık.Serinde gitmek en akıllıcasıydı fakat geceninde barındırdığı tehlikelerde vardı.

Öncelikle uyuyan kamyon ve araç sürücüleri,köylerden fırlayan vahşi köpekler v.s bunlar içinde bir dizi önlem aldık.Araçlar için ışıklandırmamızı en üst seviyede tuttuk.

           Köpekler için Dazer (köpek kovucu)bulundurduk.Ve gece saat 2 civarında Kırka’ya vardık.Hava çok soğumuştu üstümüze bir şeyler alıp devam etmek istedik ama nafile gittikçe soğuyordu hava.Bu nedenle kamp atmaya karar verdik.Kırka’da bir çay bahçesine kampımızı attık.Karşıda çalışan fırında yeni ekmekler çıkıyordu o soğukta hemen gittik girdik fırına hem ısındık hem de sıcacık köy ekmeklerinden biriki tane aldık.Ekmeği yemekten çok koynumuza sokuyorduk ısınmak için.

Bir güzel gece yarısı kahvaltımızı yaptık ve yattık.İlk gün öğlene kadar uyumuştuk öğlen gecenin aksine çok sıcaktı adeta asfalt eriyordu.

         Sıcağa aldırmadan 40km kadar gittik ama sıcak dayanılmaz hale geldi bir petrole çekip havanın serinlemesini bekledik. Araçlar için ayrılan duşa bizlerde bisikletlerle girip serinledikten sonra tekrar yola devam ettik.Gece yarısı 03:00 civarında Afyon Sandıklıya vardık.Afyon Kırka arasında yol dümdüz bir çölde gidiyormuşuz gibi git git bitmiyor.Neyseki Sandıklı’da 2.molayı verdik bizler artık sabırsızlıkla               Fethiye\Kalkan’a varmak istiyorduk ama ertesi gün için gücümüzü de kontrol etmeliydik.Kampı kurduk ve yan tarafda bulunan kamyoncuların mekanında istemeyerekte olsa leziz olmayan yemeklerden yedik.Sabah erken kalkıp kahvaltının ardından tekrar yollara düştük.Hepimizde biraz halsizlik vardı bunu yenmeye çalıştık ama Afyon çıkışında bir rehabet çöktü hepimizin tekrar uykusu gelmişti ve acıkmıştık.

Afyon çıkışında sağ tarafta yer alan parka bir güzel yayıldık.Yemek ardından 1-2 saatlik bir şekerleme bize çok iyi geldi.Artık rahatlıkla Burdur’a varabilirdik.Toplandık ve başladık pedallamaya yılmadan usanmadan pedalladık.Ve Burdur tabelasını gördük.Ama nasıl bir görüş saatte 85km\h ile tabeladan geçtik.Yolda ben sağ çekmiş olan radar polis aracını önceden gördüm ve bu hıza ulaştığımız kamyonun deryalinden uzaklaştım Abdurrahman ve Yakup halen kamyonun arkasındaydılar polis var diye uyarmama rağmen bırakmadılar.Bir baktık polis aracı yanımızdan geçti başta kamyonu durdurdu sonra bizim çocukları.Arada geçen konuşmayı aynen aktarıyorum.

(Polis)

-Ehliyet Ruhsat

(Şöför)

-Buyrun Memur Bey

(Polis)

-Sen arkandaki bu çocukları görmüyormusun ?

(Şöför)

-Hayır görmedim Memur Bey

(Polis)

-Sus bide yalan söyleme.

(Şöför)

-Valla görmedim abi.

(Polis)

-Hadi bas git.Bi daha denk gelirsen bu şekilde karışmam.

Şöför gitti.Sıra geldi bizimkilere.

(Polis)

-Olum siz manyakmısınız ya kamyonun önüne bişey çıksa hemen dursa ölürsünüz valla.

(Esbike)

-Valla abi kamyoncu abi girin dedi arkama bizde girdik  zaten çok hızlı gidiyodu o hızla duramazdı zaten bizde zor yetiştik deryaline zaten.

(Polis)

-Olum hem tutunuyonuz kamyondan hem de haklıymış gibi savunuyonuz kendinizi.

(Esbike)

-Biz tutunmadık memur bey ama bir daha olmaz sizlere kolay gelsin.

(Polis)

-İlerideki radarlara anons ediyorum takiptesiniz haberiniz olsun.

Böyle bir konuşma aramızda geçti hem gülüştük hemde polise deryalin ne olduğunu anlatamadık hemde şöförün ve polislerin şaşkın yüz ifadelerine şait olduk.Şaşkındılar o kadar süratle radara giren ilk bisikletçileriz sanırım.

Daha sonra Burdur merkezde bir petrole girdik.Kurt Petrol petrolün yanında bir bahçede oturan adam bizi çağırdı gelin gençler bir soluklanın hele bir çay için herkesin çayı içilmez biraz düşündükten sonra gittik.Çay içtik ve yol konusunda sohbetler ettik.Haliyle bize inanmıyorlardı.Zar zor Eskişehir’den geldiğimizi ve Fethiye’ye gittiğimizi ve sporcu olduğumuzu anlattık.Yemek yiyebilceğimiz uygun bir yer sorduk.Hemen adam kızım şurdan Ege Lokantısını arayı ve 3 bisikletli bir motorsikletli geliyor.onlara ne isterlerse ver hesab benden dedi.Biz dur mur derken adam işi halletti bile.Ya olmaz öyle şey falan dedik siz fazla konuşuyorsunuz dedi.Neyse lokantaya gittik.Bir güzel yemekleri yedik bir baktık gene o adam.Hüseyin bey lütfen biz öderiz dedik ben size ne dedim bendensiniz şimdi oturun devam edin yemeğinize dedi.Hepimiz şaşırdık.Lokantacıya sorduk bu şahsın kim olduğunu oda Burdur’un yarısı onundur dedi.Sağlam kayaya çarpmıştık.Sıradan bir insan gibi görünen ama çok zengin bir insan olan mütevazi yaşayan bir insan Hüseyin Kurt onun ısmarladığı yemekleride yedikten sonra tam gaz yola devam.

            Saat 17:00 civarı yola çıktık.Bu sefer hedef son nokta olan Kalkan’dı baya bir yolumuz vardı ama artık bacaklarımız öyle açılmıştı ki uçarcasına gidiyorduk.Onca rampa olmasına karşın ortalama hızımız 30km\h’nin altına inmiyordu.Gece 00:00 civarlarında Karabel denilen yüksek bir dağın tepesine geldik orda yer alan bir karpuzcudan karpuz aldık biraz karnımızı doyurduktan sonra yola tekrar devam bu bulunduğumuz yerin yükseltisi 1440m rakımlı biryer.Başladık aşağı inişlere 35km iniş bize büyük bir hediye idi.15-20dk indik.Fethiye kavşağına geldik ordan Kalkan’a doğru yöneldik gece 03:30 civarlarıydı.esnemeye başladık ama Kalkan sınırlarına girdik Kalkana 10km kala kampımızı attık.Hedefe ulaşmıştık ve hedeflediğimiz sürede ve çok başarılı bir şekilde gelmiştik huzur içerisinde yattık.Ertesi gün sıcak bir güneş ısısıyla uyanmak çok kötü bir şey hele bir çadır içerisinde iseniz anlatamam bir yandan uyumak istiyorsunuz bir yandanda sıcak sizi rahat bırakmıyor.Bu nedenle uyandık ve sıcaktan kurtulup serin otelimize gitmek için apar topar toplandık ve olan gücümüzle bastık pedallara.Kalkan’a girmeden önce dik bir rampa var 5km civarında orası bize öğlen sıcağında cehennem azabı yaşattı.Fakat her şeye rağmen başardık ve denizi gördük.Otele ulaştığımızda elbiselerimizle beraber direk havuza girdik öyle rahat oluyor ki anlatamam hele birde 2 gün boyunca hiç duş almamış ve yol olan bütün egzoz gazlarını üzerinizde toplamamızı da sayarsak berbat bir şey.Hedef başarıya ulaştı fakat biz halen nasıl o kadar yol geldiğimizi halen anlayamıyorduk.3-4 gün tatilimizi yaptık.Kalkan’da yer alan Kaputaş Plajı (Avrupa’nın sayılı Plajlarından)ve Patara Plajı(Türk sinemaların da çöl sahnelerinin çekildiği play ve uzunluğu 11km)buraları gezdik ve denize girdik.Yeni turist arkadaşlarla tanıştık onlara anılarımızı anlattık.Yeni dostlar edindik.Fakat son gün gelip çattığında bu dostlardan ayrılmak çok güç oldu.Hollandalı aile adeta gitmeyin diye yalvarıyordu.Ama yolcu yolunda gerek.

            Akşamüzeri Kalkan’dan çıktık aslında Kamil Koç ile otobüsle geri dönecektik fakat bagajların full dolu olması sebebiyle bizi almadılar.Bisikletlerimizi parçalamıştık her şey yüklemeye hazırdı fakat almadılar.Bu nedenle kafamız attı yürüyün dedim.Gidiyoruz toplandık Kalkan çarşısının içinde tüm halk bize bakıyordu.Çevremizde bir insan öbeği.Hemen o bölgeden gitmek için can atıyorduk.Yola çıktık.

           Kalkan çıkışında bir köfte yedik halen tadını unutamıyorum bize bir doping etkisi yarattı ve o dopingle 35km uzunluğunda çıkışı olan Karabel Yaylasına nasıl çıktık bilmiyorum.Zirvede saat 01:30’u gösteriyordu.Hepimizin uykusu gelmişti ve hava çok serindi.Hemen bir minare gördüm yeşil lambaları yanıyordu.Grubu camiye götürdüm bu gece burada kalacaktık.Köyden bir dede çıktı.

-Hoop! Napıyonuz orda caminin kilimlerinimi çalcanız?

(Esbike)

-Yok Dede minareyi götürcezde kılıf arıyoz dedik.

Ve bize eee girin oraya oda var yatın işte orada dedi.Bir girdik odaya ne mat ne uyku tulumu direk yayıldık yerlere.Vücut artık taşıyamıyodu ne yersek hemen onu yakıyorduk yani vücudun verebilecek bir enerjisi kalmamıştı.Sabah oldu kuran kursuna gelen çocukların cıvıltısıyla uyandık öyle yorulmuşuzki sabah namazına bile kalkamadık.Ama çocuklar sağolsun bizleri uyandırdılar.Daha sonra akşamki amca ve karısı bizlere kahvaltılık bişeyler getirdiler köy imamıda çayı demledi bir güzel kahvaltı ve muhabbet ettik.Çok misafir insanlardı Karataş Köyü insanları.Öğlene doğru yaylada yola çıktık öğlen olmasına karşın heryer serindi.Yollarda konaklaya konaklaya Tefenni Ovasına geldik.Git Git bitmiyor.

               Çok uzun bir mesafe düz yolda ine çıka yol aldık sağda solda hiç kimseler yok tam bir çöl ama çöl gibi sıcak değil serin bir çöl demek daha iyi olur.Neyseki buralarıda geçtik.Burdur’a ulaştık.Yemeklerimizi bu sefer kendimiz yedik.Herşeyimizi hallettik ve Hüseyin Kurt’un yanına teşekkür etmeye uğradık fakat yerinde yoktu.Petroldeki sebil meyve suyundan doldurduktan sonra yola devam.Afyon’a geldik.Afyon’da bir istasyonda Bulgaristan Deli Ormanlı Sabri amcayla babam konuşmaya daldı.Amca soruyor babam yanıtlıyordu.En sonunda babam sen çok sordun şimdi çocuklara birşeyler ısmarlada içsinler dedi.Ayıp ediyon ne istiyosanız için çocuklar dedi.Ama büyük bir hata yaptı bisikletçi hiçbir zaman doymaz.Başladık 2,5 litrelikleri devirmeye 2.tane 2,5 litrelik gazoz içmişiz.

               Adamlar bize hayretle bakıyor.Ve halen okadar yolu gittiğimize inanmıyorlardı.Hayretleri yüzlerinden okunuyordu bu her istasyonda tekrarlandı.Bisikletlerimize binmek isteyenler oldu,bende aldım bunun aynından 80ytl diyenler oldu.Kaç km yapıyonuz günde diyenlere 300km dediğimizde kafamı buluyonuz diyenler oldu.Arabayla ben o yolu çekemiyom delimisiniz divanemisiniz diyenler oldu.Çok insanlarla tanıştık.

              Çok maceralar yaşadık.Toplam 5 kez lastik patlattık.2 kez benim ön teker 1 kez apo 1 kez Yakup ve birkezde motor patlattı.Son molayı Kırka’da verdik çok yol gittik.320km bir günde ve çok bitkin düştük gayemiz Eskişehir’e 1 günde varmaktı ama bu süre 1,5 gün oldu.Ertesi gün otobüslerin 1,5 saatte aldığı yolu biz 2 saat gibi bir sürede aldık.Bu başarının sırrı yolların bozuk olması ve araçların yavaş ilerlemesi bizlerin ise arazi bisikleti ile bu yollarda kolay ilerleyebilmemizdi.14:00 civarında evimize ulaştık.İlk bulduğum yere uzandım herkes aynı durumdaydı.

             Halen şaşkındık nerdeydik nerelere geldik hepsi hayal gibi geliyordu.Biz bile yaptığımıza inanamıyorduk.Halende çevremizdekiler inanamıyorlar.Gerçekten insanın neler yapabileceğine şait olduk.Ve azmin başarıyı nasıl etkilediğini gördük.Türkiye’nin yollarının durumunu detaylı olarak gördük.%70i bozuk olan yollarda ilerledik.Bazılarında şeriti yoktu bazılarında ise reflektör yoktu.Uyuyan ve geceleri uzunları açıp önümüzü görmemizi engelleyen şöförler gördük.Bu duyguyu herkesin yaşamasını isterim.

25.06.2005 Esbike Ege Akdeniz Turu

25.06.2005 Ege-Akdeniz Turu


   Hazırlıklarımız bir ay öncesinden başlamıştı yavaş yavaş tüm ekipmanı toparladık.Tura çıkmamıza bir hafta kala bisikletlerimizi atölyemizde bakıma aldık.

Heybelerimizi bağladık.Ve Eskişehir çevresinde yüklerimizle test sürüşü yaptık amacımız bisiklete alışmak.Gitmeden önce İllerin Gençlik ve Spor il Müdürlüklerine ve Valilik ve Belediyelere mailler attık.Ayrıca basına da haber vermeyi unutmadık.23 Haziran gecesi herkes toplanıp oplam 10 kişi Ahmet,Mustafa,Fatih,Abdurrahman,Yiğit,Alper,Annem babam kardeşim ve ben tur için hazırdı.2 motor ve6 bisikletli otogara doğru bizim evden hareket ettik.Otogarda çok zor bir iş bizi bekliyordu bu 2 motoru ve 6 bisikleti yükleri ile birlikte otobüsün bagajına nasıl yerleştirecektik.Bisikletleri parçaladık yükleri ayrı bisikletleri ayrı koyduk ilk önce motorları bagaja yerleştirdik.Ama yer oldukça azaldı.Sonra yükleri sıkıştırdık.Bisikletleri zar zor koyduk.İki bisiklet açıkta kaldı ve otobüste boşyer çok azdı.Kaptan ve muavin onlarıda yukarı alın diyodu ama biz olmaz dedik onlarıda yerleştirelim.Diğer yolculara ait bavulları daha istifli hale getirdik ve yer açıldı onlarıda yerleştirdik.En sonunda büyük zorluklar içinde yerleştirmiştik.Hep beraber otobüsün en arkasına geçtik.Haydi Bismillah ! İlk adımı geçmiştik.Otobüsteki herkes bize şaşkın şaşkın bakıyolardı.Rotamız Muğla idi yol boyunca arka taraf adeta şenlik içindeydi.Muavin kek dağıtıyor en son bize geliyor ve kekleri tektek dağıtmak yerine hepsini veriyordu yani kıyak geçiyordu.Kola ikramı yapıyordu bize bardakları ve kolayı şişe ile veriyordu bizde arkada pikinğe devam ediyorduk.

Sabah 7 gibi Muğla’ya geldik.Eskişehir’in serin havasından sonra sabahın erken saatlerinde bile oldukça sıcaktı.Otobüsten yüklerimizi indirmek vardı sırada hemde hızlı bir şekilde zaten Eskişehir’den geç çıkan otobüsün Marmaris’e yetişmesi lazımdı ve acele etmeliydik.

Son sürat her şeyi boşalttık bunuda atlatmıştık.Otogarın orta yerinde montaj işleri başladı .Bisikletlerden birinin tekeri patlamıştı herhalde yoğun yükün altında gümledi lastik.Neyse her şeyi haletlik ve Muğla şehir merkezine doğru yola çıktık.Muğla Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne gittik.Pazar günü olması nedeniyle kapalıydı.Fakat ordaki görevli arkadaş müdür bey geleceğinizi söyledi ben size yardımcı olayım dedi.Biz hayli şaşırmıştık.Sağolsun Muğla Valisi ve Muğla Gençlik Spor İl Müdürü bizlere çok yardımcı oldular.Kalacak yer konusunda çok yardımları oldu.Onlara birkez daha teşekkür ediyorum.Bizim için hazırlanan odalarda iyice dinlendik öğladen sonra 15:00 gibi yola çıktık.

2 motor 6 bisiklet gidiyorduk kervan gibi oldukça ilgi çekiyordu ve kalabalık olduğumuz içinde şenlik fazla oluyordu.Marmaris’e 10km kala Ahmet arkadaşımız yolun mıcırlı olması nedeniyle ön tekerin patlaması ile kayarak düştü hızı 60km vardı.Her yeri kan içinde kalmıştı.

Hemen hastaneye götürmemiz lazımdı yaraların temizlenmesi için yoldan geçen bir yardım sever insan hemen Ahmet’i aracına alıp bisikletide arkaya atıp doğru Marmarise doğru gittiler.Bizim motorlarda peşlerinden bizlerde sıcakta 35-40 ortalama ile olan gücümüzle onlara yetişmeye çalıştık.Marmarise 5km kala Shell istasyonunda Ahmet’in pansumanlarını yapmak için durmuşlar fakat koskoca Shell istasyonunda hiçbir ilk yardım malzemesi bulunamamış.

Adamcağız aracındaki İlk yardım çantası ile Ahmet’in yaralarını temizledi bu arada bir otobüs dolusu turistte ordaydı onlarda meraklı gözlerle bizlere bakıyolardı bu ülkemiz için hiçte iyi bir reklam değildi.Şimdi içinizden geçiriyorsunuzdur acaba sizde niye ilk yardım çantası yok diye.

Var ama yeterli değil yani okadar büyük bir yara için yeterli değildi.Pansumanlar yapıldı.Marmarise doğru tekrar yola çıktık.Marmaris’te kalacak yerimiz önceden hazırdı.Gençlik ve spora ait futbol sahasında bir gün konakladık.

Hepimiz yorgun ve moralimiz bozuktu birde Bursalı Yiğit arkadaşımzın çantası ha bire düşüp duruyodu.Dur kalk dur kalk iyice bitkin kalmıştık.Yemekler yenildi duşlar alındı ve dinlenme pozisyonuna geçtik.

Dinlendikten sonra tura 8 kişi devam etme kararı verildi Ahmet ve Mustafa’yı Eskişehir’e geri gönderdik.Çünkü Ahmet artık yola devam edemiyecekti durumu kötüydü.Neyse akşam üzeri şehir turuna çıktık Marmaris gece hayatıyla ve tarihi dokusuyla güzel bir yer.Şehirde türk halk yerine oldukça bol olan Rus ve diğer ülkelerden turistleri gördük.Bizim memleketimizde bizlerden iyi eğleniyolardı bunu da içimize atarak dern bir ahhh çekerek turlamaya devam ettik.Ertesi gün Muğla bisiklet il temsilcisi Bülent Savran ile Marmaris sahilinde hep beraber yola çıktık Marmarisin en sığ koyunda denize ilk olarak denize girdik.Çocuklar gibi eğleniyorduk.Daha sonra yol için akşamüzeri olmasını bekledik pikniğe devam ettik.Saat geldi ve yola çıktık.Köyceğiz varmamız gereken yerdi.Pedallara bastık teksıra deryale girerek yer değiştirerek Havanın kararması ile birlikte ilerliyorduk yol oldukça dar ve tehlikeliydi kamyonlar ve araçlar çok süratli geçiyolardı allahtan motorlar hem ışık tutuyolar hemde eskortluk yapıyolardı.Yoksa domates gibi ezip geçeceklerdi bizleri.Bu tehlikerlin yanında Yiğit’in tehlikeside vardı.Yiğit deryale girmeyi bir türlü beceremiyodu.Bir sağa bir sola savrulu duruyodu yani bir türlü düz gidemiyordu.Neyse akşam 23:00 gibi Köyceğize’e vardık.Orda akrabalarımız vardı onların evinde geceledik karnımızı doyurduk meşhur çam balından bolca yedik dopingi fulledik.Sabah erken saat’te Köyceğiz gölünün kıyısına gittik ortamı gezidik.Çok güzel bir yerleşim yeri gölde ülkemizde kirlenmemiş göllerden biri.Daha sonra ordaki parkta akşamüzerinin olmasını havanın serinlemesini bekledik.Annem ve akrabalar kısır yaptılar.Bir güzel kaşıkladık hala tadı damağımda sanki.Ordaki kafeteryada bize sponsor oldu ve herkese ıhlamur ikram etti.Biz bu yoğun ilgiden oldukça memnunduk bu arada bisikletlerimizle ve motorların başında fotograf çekinenlerde vardı.

Köyceğiz’den tekrar yola çıktık rotamız Fethiye’ye varmaktı.hava akşam üzerine yaklaşıyordu bugün erken çıkmıştık yola ve büyük bir hata yapmıştık.Sıcağı bir güzel yidik.Dalaman’a geldik.Dalaman’da hava kararmaya başladı.Dalamandan sonra ine çıka ine çıka yola devam ettik.Fethiye’ye 30km kala artık bacaklarımız bitmeye başladı.Gözlerimiz kararıyordu.Herkes birbirinden kopmuş grup dağılmıştı.Artık telefonlarla irtibat kuruyoduk.Neyse en sonunda Fethiye’ye vardık.Bagaj’dan matını çıkaran olduğu yere yatıyorudu.Fethiye’de de Gençlik spor sahasında kaldık.Bu gün en çok yorulduğumuz günlerden biriydi.Ertesi gün iyibir sabah kahvaltısı yaptık duşlarımızı aldık tabiri caizse cillop gibiydik.Sabah erkenden Fethiye Ölüdeniz’e gitmek için kamptan ayrıldık.Fethiye’de kıyı şeridinde bir tur attık parkta oturan bisikletli bir amcadan yol hakında bilgi aldık Ölüdeniz nerde diye sorduk şu dağın arkasında dedi.Gösterdiği dağ baya yüsekti ve eğimliydi.Bizim gözümüz yememişti tabii.Herkes boşverin ya Ölüdeniz’i diyordu.plan değişti,Kalkana doğru gidiyorduk.Artık Muğla il sınırında çıkıyorduk.kumsalda denize girecek gibi olduk ama herkes üşengeçlik yaptı ve plan B yi uyguladık.Yola devam.

Parkta havanın serinlemesini bu kez bekledik aynı hataya düşmek istemiyorduk.Hava serinledi aslında Eskişehir’e göre yanıyordu ortalık ama yola çıkmalıydık.Yolda kime sorsak yol çok rampalı çok virajlı değip durdu.Yola çıktık harbiden öyle yavaş yavaş devam ettik.Manzaralar çok güzeldi.Denizin o açıklı koyulu rengi ve virajları dönerken duyduğumuz dalga sesini anlatamam sizinde yaşamanız lazım diyorum.Fethiye’ye kadar arkada kalan Yiğit enerji içecekleri ve Snackers yardımıyla baya düzelmiş ortalama hızını arttırmıştı ama bir hatası vardı hep sabit hızla gitmek yerine bir hızlanıp bir yavaşlıyordu buda onu sonuncu olmaya mahkum ediyordu.Kalkana vardık.Kalkan yaşlı ve genç turizme hizmet eden kasabayı andıran otelleri doğa ve oteller hep aynı tonlarda yani doğaya uyum sağlanmaya çalışılmış.Oldukça güzel bir denizi vardı.Burda benim arkadaşımın oteli vardı.Birgün burada konakladık.Yalnız akşam geçtiğimiz için göremediğim Kabutaj Plajına içim gidiyordu.Seneye orayı görmek için can atıyorum.Ertesi gün deniz kum güneş derken akşam üzerini yaptık.Kaş’a varmalıydık bu sefer yol kısaydı ama rampalar canımıza okudu.Kaş’a vardık nihayet ama biz bizden geçmiştik.Kaş’ta Marina yanındaki dalga kranların yanına kampımızı attık.Çadırları kurduk.Saat 22:00 gibi vardık buraya.Herkes yorgundu ama burayıda gezmemiz lazımdı yorgun argın kalktık geziye bizi gören Hello diyordu bizde Ne Hellosu Selamın Aleyküm diyince halk bir hayli şaşırıyordu.Tursitlerinde ilgisini çekmeyi başardık tabii görmeleri lazım sadece onlardan çıkmıyor böyle spor yapanlar bizdede var.Belkide kendi memleketlerinden sanıyolardı bizi kim bilir.Gezdik ve yatmak için çadırların yanına geldik hava sıcaktı bir çadır kurduk.Annem Babam ve Kardeşim çadırda biz gençlerde dışarıda yattık.Bisikletlerimizi yanımıza çektik.Alper gece yarısı 03:00e kadar nöbet tuttu ve bana ben artık uyuyorum dedi.Bende tamam dedim.Sabah kalktık birde baktık ki benim bisikletin çantası açılmış içinden Cep bilgisayarım aynı zamanda gps cihazı ve Alet çantam çalınmıştı.Moral bende sıfırdı.Ama bir şeyede seviniyorum.İçindeki birmilyar değerindeki fotograf makinesi ve yüklü miktarda para duruyordu.Lisanslar falan hepsi bu çantadaydı.

Başımın yanında duran bu çantadan ne cesaretle onca genç adamın arasından nasılda gelip aldılar hala çözemedim.Polis’e bildirsek elli tane soru soracak hırsız biz olacaktık ondan şikayet etmeden usulca ordan ayrıldık.Tabii bende surat bir karış moral sıfırdı.Ama yola devam etmem ve ortamı bozmamam lazımdı.Finike’ye doğru yola çıktık.Artık gidebileceğimiz kadar gidecektik çünkü yol gitmek artık sıkıntı veriyordu.Birde böyle tatsız olaylar olunca çekilmez bir hal alıyordu.Kale ilçesine kadar ömrümde gördüğüm en uzun rampalardan birine tırmandık.Yukarda hava soğudu titreme bile geldi desem yalan olmaz.Kale ilçesinde Nicolas Kilisesini gezdik.Nuel baba heykeli ile resim çekindik.Bu ilçede seracılık oldukça önemli heryer sera doluydu.Fazla oyalanmadan öğlen sıcak falan demeden dağları tepeleri aşa aşa yola devam ettik bir yerde yol zivt içindeydi.Yiğit arkadaşımız yine yapacağını yaptı ve buradan 40 ortalama ile geçti zivt olmamış yeri kalmamıştı gözlük camlarına kadar zivt içinde kalmıştı.Bir yandan ağlanıyor bir yandanda söyleniyordu neden ben böyleyim neden hep bein buluyo diye.Bize gelince bir damla bile zivt yoktu bizlerde çünkü 10km ortalama ile buradan geçtik. Kemer’e ulaştık baya yol yaptık. Ama sonuçta 1 Temmuz Kabotaj Bayramı etkinlikleri için 1 gün önceden varmayı başardık.Kemer Liman başkanı hemen bize bir yatta kalacak yer ayarladı sağolsun.Kaldığımız yat özel el yapımı bir yatmış.Kazakistan cumhurbaşkanı her yaz tura çıkıyormuş bu yatla.Neyse Marina’da yatta bir gün konakladık yemeklerimizi yedik duşlarımızı aldık.Ertesi gün kalacak yer için Kemer Kaymakamına gittik.Bizi hiçte sıcak karşılamadı biraz sert bir yapısı vardı.Bize yardımcı olmadı ve ordan ayrıldık Kemer Liman Başkanı hemen yardımcı oldu Antalya Kındıl Çeşme’de Kamp yerimizi ayarladı.Üç dört gün burada konaklayacaktık.Bu işleri biz hellettikten sonra geldik yiğit’in zivtlerini temizlemeye 5lt benzin ile kovanın içerisinde tüm çamaşırları yıkandı ve zivtten eser bile kalmadı daha sonra deterjanla tekrar yıkandı yiğit yıkandı denize girdi.Derken ortalık benzin kokusunda geçilemiyordu.Yani bunca yorgunluğun üstüne Yiğit hiçte iyi gelmiyordu.Birde benzin toprağa bulaşmıştı çamaşırlardaki koku gitse bile toprakta ki koku gitmiyordu.Yiğit bel küreğini aldı ve başladı toprağı bellemeye.Biz artık bu durumlara dayanamadık ve Fatih Apdullah ve ben Kemere gittik.Akşama kadar stres attıktan sonra kampa geldik ve yattık.

Ertesi gün kabotaj bayramı için hepimiz aynı formayı giydik flamalarımızı alıp doğru tören alanına sabah çelenk töreni ve ödül törenleri yapıldı.Esbike takımına kupa ve sporculara madalya verildi.Bu tüm yorgunluğumuzu almıştı,isimlerimizin okunması herkesin bizi alkışlaması çok güzel bir şey.Daha sonra denize çelenk bırakmak için yata gittik.Açıklarda çelenk bırakıldıktan sonra herkes Marina’ya doğru gitti çünkü bayram etkinliklerinin en renkli anları burada olacaktı.Yağlı direk yatçıların showu yüzme yarışı dalgıçların etkinlikleri yapıldı.Yüzme yarışına babam ve ben katıldık ben dördüncü babamda beşinci oldu.Tabii yatçıların yanında pekte şansımız yoktu üstüne birde yorgunluk eklenince 200m’yi zorlukla yüzdük.

Tören bittikten sonra akşam olmasını beklemek için kampa gittik yemeğimizi yedik tekrar hazırlandık ve doğru Feneralyına katılmaya.lambalarımız ve kasklarımızla ellerimizde meşalelerimizle şehri turladık önde mehter takımı arkada denizciler arkada biz vardık.Turislerin ve Halkın şaşkın ve meraklı bakışları arasında şehri turladık.Mehter marşı bizi iyice coşturuyodu keşke yolda önden bir mehter kamyonu arkadan biz gitsek ne güzel olurdu gaza gelirdik basardık.Neyse şaka bir yana fener alayından sonra tekrar Marina’ya gittik.Yatla gece Olimpusa kadar açıldık Yatta şarkılar söylendi müzikler çalındı eğlenceler yapıldı.Yiğit bir ara ortadan kayboldu heryere baktık yiğit yok meğersem geminin en önünde ikram dağıtılıyormuş oda ordaymış.Daha sonra birde baktık Yiğit elinde üç hilalli bir bayrak kafasında yeniçeri şapkası geminin orta yerinde dönüp duruyor mehter takımından almış bu kamuflajları.Daha sonra müzik eşliğinde Yiğit öyle bir dağıttı öyle bir dağıttik sormayın bize soranlara biz tanımıyoruz diyecek pozisyona geldik.Video kayıtlarında mevcut bunlar.

Daha sonra Kıyıya yanaştık ve kampın yolunu tuttuk Kemer’de beş gün kaldık.Denizin kumun tadını çıkardık.Kısacası tatilin tadını çıkardık.Artık yolcu yolunda gerek hesabı yola tekrar çıkacaktık ama kimsenin canı gitmek istemiyordu sebebi ise tekrar yorulacaktık.Akşam üzeri tekrar yola çıktık Kemer’den sonra Antalya için iki geçit ve  oldukça rampa vardı.Gerçi gelirken çıktığımız rampalar daha dik ve uzun olduğu için bu yollar bize vız gelirdi.Antalya’ya vardık.Otomobil fuarını gezdik.Biraz şehir turladık tarihi güzellikler ve manzaralar eşliğinde gezdik.Burda kalmadan gitmeye karar verdik.Ve otobüs biletlerini ayıttırdık.Turumuz artık sona eriyordu.Acısıyla tatlısıyla yorgunluğuyla uykusuzluğuyla turu tamamlamıştık kimisi ilk kez çıkmıştı kimisi ikinci kez ama bir hedef vardı turu yapmak onuda başarmıştık.Yol boyunca bize yardımcı olan Canım Türkiye’nin insanlarına ve yol kenarlarında bizim serinlememize yarayan otoyıkamalara ve hiçbirzaman bizi yalnız bırakmayan havlamalarıyla köpeklere teşekkürlerimi sunuyorum.Gelecek yıl daha kapsamlı yapacağımız turun planlarına şimdiden başladık.Sizlerinde bu macerayı tatmanızı tavsiye ederim spor turizminin ülkemizde yayılması dilekleriyle.